Makaleler

Özel Öğrenme Güçlüğü Nedir?

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?

Prof. Dr. Macid Ayhan MELEKOĞLU

Özel eğitim gereksinimi olduğuna dair tanı almış olan öğrencilerin tümü okulda yaşadıkları bir güçlükten dolayı bu tanıyı almaktadır. Örneğin, bir öğrenci işitme yetersizliğinden dolayı bilgiye erişimde ve/veya okuma-yazmayı öğrenme gibi belirli akademik becerileri öğrenmede güçlük yaşadığı için tanı almaktadır. Başka bir öğrenci zihinsel yetersizliğinden dolayı akademik bilgiyi algılamakta ve öğrenmekte güçlük yaşayabilmekte ve bu nedenle eğitsel tanı almaktadır. Dolayısıyla bu öğrencilerin var olan yetersizlikleri akademik becerileri edinmelerinde güçlük yarattığından dolayı rehberlik ve araştırma merkezleri tarafından tanılanmaktadır. Özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler ise işitme yetersizliği veya görme yetersizliği gibi duyusal yetersizliklerden, devinimsel yetersizliklerden, zihinsel yetersizlikten, duygusal bozukluklardan ya da çevresel, kültürel veya ekonomik yoksunluklardan kaynaklanMAYAN öğrenme problemlerinden dolayı eğitsel tanı almaktadır. Yani özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin yaşadıkları güçlüklerin nedeni işitme yetersizliği, görme yetersizliği, zihinsel yetersizlik, bedensel yetersizlik, duygu/davranış bozukluğu, çevresel, kültürel veya ekonomik yoksunluk olamaz.

Milli Eğitim Bakanlığı 2006 yılında çıkarmış olduğu Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde özel öğrenme güçlüğünü tanımlamış olup “Dili yazılı ya da sözlü anlamak ve kullanabilmek için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçında ortaya çıkan ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma ya da matematiksel işlemleri yapma güçlüğü” olarak açıklamaktadır. Özel eğitim alanında gelişmiş uygulamaları ile bilinen Amerika Birleşik Devletleri’nin Yetersizliği Olan Bireylerin Eğitimini Geliştirme Yasası’nda özel öğrenme güçlüğü “Sözlü ya da yazılı dili anlama veya kullanmayla ilgili olarak bir ya da daha fazla temel psikolojik süreçte ortaya çıkan, dinleme, düşünme, konuşma, okuma, yazma, heceleme ya da matematiksel hesaplamaları yapmada yetersiz beceriler olarak kendini gösteren ve algısal yetersizlikler, beyin zedelenmesi, minimal beyin disfonksiyonu, disleksi ve gelişimsel afazi (konuşamama) gibi durumları da içeren bir güçlük” olarak tanımlanmış olup “özel öğrenme güçlüğünün esas olarak görsel, işitsel ya da devinimsel yetersizliklerden; zihinsel yetersizlikten; duygusal bozukluklardan ya da çevresel, kültürel veya ekonomik yoksunluklardan kaynaklanan öğrenme problemlerini kapsamadığı” vurgulanmaktadır.

Özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler heterojen bir gruptur ve bu öğrenciler hem akademik hem de sosyal beceriler açısından birbirlerinden çok farklı özellikler sergilemektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler normal veya normalüstü zekâ seviyesine sahip olmalarına rağmen akranlarıyla kıyaslandığında kolay ve etkili bir şekilde öğrenemedikleri görülmektedir. Dolayısıyla özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin zekâ seviyeleri göz önünde bulundurulduğunda kendilerinden beklenen performansı beklenilen düzeyde sergilemekte güçlük yaşamaktadırlar.

Tüm öğrenciler için geçerli olduğu gibi özel öğrenme güçlüğü olan her öğrenci kendine özgü özellikler sergilemektedir. Bir öğrencinin gösterdiği özellikleri bir başka öğrenci göstermeyebilmektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan bir öğrenci okuma ve yazma becerilerinde güçlükler yaşarken özel öğrenme güçlüğü olan bir başka öğrenci sadece matematikle ilgili becerilerde problem yaşayabilmektedir. Dolayısıyla özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler akademik becerilerde dengesizlik sergileyebilmektedir. Örneğin, bir öğrenci okuma becerilerinde güçlük yaşamasına rağmen birçok matematik işlemini zihinden yapabilmektedir. Bir başka öğrenci okuma ve yazma becerilerinde hiçbir sorun yaşamamasına rağmen en basit ritmik sayma ve/veya dört işlem becerilerinde ciddi güçlükler yaşayabilmektedir.

Akademik güçlük yaşanan alanlar açısından özel öğrenme güçlüğü incelendiğinde disleksi (okuma güçlüğü), disgrafi (yazma güçlüğü) ve diskalkuli (matematik güçlüğü) en yaygın bilinen alanlardır. Dolayısıyla özel öğrenme güçlüğü şemsiye bir terim olup altında disleksi, disgrafi ve diskalkuli terimlerinin yer aldığı görülmektedir. Okullarda akademik becerilerin okuma, yazma ve matematik üzerine yapılandırılmış olması özel öğrenme güçlüğünün sınıflarda görülme sıklığını etkilemektedir. Bu nedenle özel eğitim alanında görülme sıklığına göre yapılan sınıflandırmaya göre özel öğrenme güçlüğü sık rastlanılan yetersizlikler kategorisi içerisinde yer almaktadır. Dolayısıyla özel eğitim gereksinimi olan öğrenciler içinde özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin sayısı oldukça fazladır.